☾✫ New Azerbaijan Nehrem Media ☾✫

31 Mart 2010 Çarşamba

Çeçएनिस्टन Chechnya Чечня́ Çeçनिया Нохчийчоь Nohçiyçö Çeçenya Cumhuriyeti

Çeçenistan ve Dağıstan Olayları: Gerçekler ve Yalanlar

İslam Saidaev

Hasav-Yurt kasabasında 1996 yılında imzalanan barış antlaşmasına rağmen Çeçenistan ve Rusya arasındaki gerginlik devam etti. Rusya Çeçenistan'da Çeçenlere karşı kendi özel servisleri aracılığıyla soğuk savaş başlattı. Ünlü Çeçen alan komutanları birbiri ardına esrarengiz biçimlerde hayatlarını kaybediyor ve iftiralar sonucu Çeçen siyasetçiler arasında anlaşmazlıklar körükleniyordu. Bu gizli savaştan ötürü Prigorodni kasabasında Hamzat Labazanov, Nudin Bajayev, Leça Hultigov ve nice diğerleri öldürülüp, kalan komutanlarda silahlı saldırılara uğradılar. Movladi Udugov, Zelimhan Yandarbiyev, Vaha Arsanov, Salman Raduyev, Şamil Basayev ve Hattab suikast kurbanı olmaktan son anda kurtuldular. Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Aslan Mashadov'a karşı da suikast teşebbüsleri yapıldı. Rusya gizli servisleri tarafından tertip edilen bu suikastlar hakkında Çeçen yetkililer kanıt ve şahit ifadelerine sahiptiler ve araştırma sonuçları kamuoyuna bildirilecek.

Çeçen alan komutanlarına düzenledikleri saldırılardan Rusya'nın elde edilmesi düşünülen sonuç, komutanlar arasında düşmanlığı körüklemek ve aralarında silahlı çatışmalar meydana getirmekti. Aynı metodu Rusya, Çeçenistan devlet başkanlığı seçimlerinde de denedi. Bir devlet başkanı adayına, silahlı saldırı teşebbüsü yaparken, Rusya bunun diğer adayların işi olduğunu kendi ajanları vasıtasıyla duyuruyordu. Bu provokasyonlar sonucu Çeçenistan'da silahlı gruplar arasında bazı çatışmalar yaşandı. 1998 yılında Gudermes'te Şeriat Muhafızları ile Milli Birlikler arasında silahlı çatışmalar çıktı. Bu çatışmaların gerçek sebeplerini araştıran Çeçen savcıları 1999 Temmuz-Ağustos aylarında birkaç Rus ajanı gözaltına aldılar. Şamil Basayev'in komutası altındaki Hattab'a bağlı birliklerde Rusya gizli servisleri tarafından kiralanan 40 kişi tutuklandı. Dağıstan, Rus, Tarar, Nogay, Ukrayna, Özbek kökenli olan bu insanların katıldıkları basın toplantısı Çeçen televizyonlarında 1999'un Ağustos ayında gösterildi. Çeçenistan hükümet kurumlarından da Rus ajanlarında temizleme operasyonları sonucu onlarca Rus ajanı işten çıkarılıp haklarında soruşturma başlatıldı. Bu Rus ajanlarından birkaçı bilgisayar mühendisi olup Çeçenistan hükümetinin gizli bilgilerine ulaşabildiler. Diğerleri banka memurları, uydu haberleşme sistemleri uzmanları olup sahiplerinin onlara verdiği görevleri anlattılar. Bu ajanlar Rusya'nın Çeçenistan'a ikinci saldırı hazırlık planlarında aktif rol almaktaydı. Bu ajanlar çeşitli provokasyonlar, adam kaçırma ve uyuşturucu ticareti hakkında uydurma bilgileri yayımlayarak, Çeçenistan imajını düşürmek ve Çeçenleri terörist olara empoze etmeye çalışıyorlardı. Böylece bu ajanların gayretleriyle dünya mas medyası Çeçenlere düşman kesilecekti.

Çeçenistan sınırları dışında bölgelerde Rusya adam kaçırma operasyonları düzenleyip, Çeçenistan'ı karalamayı başarmışlardı. Kullandıkları yöntemler hakkında bazı bilgiler verebiliriz. Rusya gizli servisi FSB mensupları, kaçırılacak olan bir adamı tespit edip serbest bırakılması için istenilecek para miktarı da belirtiliyorlardı. Sonra bu verileri Çeçenistan'daki adamlarına bildiriyorlardı ve onay almasından sonra kaçırılmış adamları Rusya Çeçenistan sınırlarına getirip teslim ediyorlardı. FSB ile Çeçenistan'daki ajanları arasında sıkı pazarlık yapılır 500 bin dolara kadar olan paranın hemen aktarılması gerekirken, bu rakamdan fazla paranın da %25 taksitleriyle ödemeyeceğini kararlaştırıyorlardı. Bazen kaçırılma olayları kaçırılanların hazırlamış olduğu plana göre yürütülüyordu. Çeçenistan güvenlik güçleri İliyas Bagatirev ve Elena Masyuk'un kaçırma olaylarında da kaçıranların onaylarının olduğu ve para karşılığı bu planı hazırladıkları tespit edilip ele geçen bilgileri Çeçenistan TV'sinde gösterdi. Rusya devlet başkanı, Çeçenistan temsilcisi Vlasov da aynen böyle kendi onayı ile kaçırılmıştı:valasov'u kaçıranlara Rusya yönetimi 12 milyon dolar öderken, bunun 4. 5 milyon doları Vlasov'undu. Kalan parayı da iki aracı ve diğer sözde kaçıranlar aldılar. Sözgelimi Berezovski, Talboyev veya Haçilayev gibi aracıları da adam kaçırma olaylarında aracı olup payları alıyorlardı. Talboev, bununla beraber adam kaçırma olayların büyük siyası oyunun bir parçası olduğunu anlayıp bu işten vazgeçti. 1998 yılında Talboev'in evinde bir Macar vatandaşının parmağını kestirmesi görüntülerini içeren video kaydı ele geçti. Gabur Zadunaysdki isimli bu Macar “sınırı olmayan kiliseler” örgütü olup aynı zamanda eski NATO özel kuvvetleri subayı idi. Gabur geceleri sık sık kamptan ayrılıyor ve Çeçen arkadaşlarının bunun tehlikeli olabileceği ihtarına kulak vermiyordu. Böylece Gabur kaçırıldı. Özellikte altı çizilecek bir şey var ki, Gabur'in elinde kaçırılış sırasında örgüte ait paralar vardı. Böyle sahte kaçırma olayları tabii ki, ilk olarak kaçıranların lehine. Neden? Birincisi ülkelerine kahraman olarak dönüp itibarları artıyor, ikincisi ve en önemlisi ise örgüte ait olan ellerindeki tüm paranın kaçıranlardan zorla alındığını iddia edip bu parayı ceplerine koyuyorlar. İngiltere, “Grancer Telekom” olayına gelince, bir silahlı grubuna Çeçenistan'da bulunan üç İngiliz'in İngiltere gizli servisi MI 5 ajanları olduğu hakkında bilgileri aktarılmıştı. İngilizler kaçırıldı. Kaçıranlar tarafından sorguya tutulan İngilizler suçlarını itiraf ettiler ve Çeçenistan'da casusluk yaptıklarını söylediler. Bu sorgu kadroları sonradan Çeçenistan televizyonunda gösterildi. Bu olayda Rusya'nın parmağı olduğu açıkça görünüyor. Rusya'da Çeçenistan'a ikinci saldırı hazırlıkları yapılarak, enformasyon açısından Çeçenistan'ı izolasyon etme planlarına büyük önem veriliyordu. ”Grancer Telekom” Çeçen Telekom ve Çeçenistan Hükümeti'nin onay ile haberleşme sistemini kuruyordu. Böylece Rusya tüm uydu haberleşmesi ile yapılacak görüşmelerden habersiz kalacaktı. Bir önemli husus daha: Çeçenistan hükümeti Çeçenistan'ın ilk devlet başkanı Cahar Dudayev tarafından İngiltere banklarına yatırılan para ile Grancer Telekom'a iş karşılığı vermesi planlıyordu. Bu para Dudayev temsilcileri olan Unsiyev kardeşler tarafından, İngiltere bankalarına yatırıldı. Unsiyev kardeşler birinci Çeçen savaşından önce İngiltere'de öldürüldüler. Rusya'nın ikinci planı özel komando grupları oluşturarak Çeçenistan'daki Rus nüfusuna saldırılar düzenlemek ve bu bunlardan yararlanıp Çeçenistan'da Ruslara katliam uygulanıyor propagandası yapmaktı. Böylece Rusya Çeçenistan ile komşuları arasında imajı zedelemeye yöneldi. 1999 yılının Eylül ayında Şelkovski ilçesinde göz altına alınan FSB mensupları Noğaylar, Şelkovski ilçesinde meydana gelen adam kaçırma, evleri yakma, adam öldürme suçları işlediklerini itiraf ettiler. FSB himayesinde yürütülen bu suçlar için Ruslardan para aldıkları da belirtilen FSB mensupları, aralarından bir subayın adam kaçırma operasyonlarından kazancının 3 milyon dolar olduğu anlaşıldı. Sorgulama kaseti Çeçenistan TV'sinde gösterildi. Bugün Çeçenistan'da savaş sürüyor fakat savaşın bitmesiyle beraber bu gerçekler yeniden araştırılacak ve Çeçenistan'daki olayların gerçek yüzü tüm dünyaya gösterilecek. Batı devletleri haber alma teşkilatları da Rusya'nın Çeçenistan'daki adam kaçırma olaylarını bilmektedir.

Rus istihbaratçıları kendi planlarını saklamayıp basında açıkça dile getiriyorlardı. Örneğin; S. Kozlov “Soldat Udaçi” 1988 yılının sayısında “Vietnam Savaşı nasıl kazanılır?” yazısında Vietnam'dan çok Çeçenistan'a değinmekte ve Rusya'nın Vietnam ve Afganistan'da çıkardığı derslerin Çeçenistan'da nasıl kullanabileceği hakkında kendi görüşlerini açıklamaktadır. Yazıda özel komando birlikleri tarafından yapılacak psikolojik savaş dahil partizanlara karşı nasıl savaşmak gerektiğini anlatıyor. “Özel mücadele vermekle beraber partizan liderlerin öldürülmesidir. Partizan hareketinin yaygın olan bölge komando partizanların kıyafetleri altında ve partizanlar adına yerel halkı sürekli tehdit altına alıp katliam yapılmalıdır”. Bunun kuru bir söz olmadığını, profesyonel bir komando tarafından kaleme alındığını Çeçenistan'da olup bitenleri de gösteriyor. (tarafımızdan bu yazıyı “Alf-Kafkas” dergisi 1990 No 3 yayınlanmıştır) Çeçenistan'da göz altına alınan diğer Rus ajanları ve general Şpigun tarafından verilen ifadelere göre Ruslar, Çeçen komutanlar Basayev, Hattab, Gelayev ve devlet başkanı Mashadov'a suikast hazırlıkları yapmaktaydı. Çeçen enformasyon merkezi Kavkaz Center Rusya'da Rus özel servisleri tarafından Rusya'da evleri patlatıp ve daha daha sonra Ruslar Rusya'daki evlerin Çeçenler tarafından patlatıldığını iddia etti ve sonra da bunu ispat edemedi.


Unutulan Çeçenya

U N U T U L A N Ç E Ç E N Y A

Kapkara bulutları çöreklenmiş vicdansızlığın,unutulan Çeçenya'nın semâsında
Ateş düşüyor evlere-ocaklara,dağlara,bayırlara
Çocuklar ölü,çocuklar yetim,çocuklar öksüz
Silovikilerce kaçırılan ve akıbetleri ölüm olan babalarına ağlıyor çocuklar
İçlerinde büyüttükleri intikam ateşini nasıl görebilir?
Haksızlığa ve zulme yumulmuş gözler...

Annelerin yine gözyaşlarıyla boğuluyor;ALLAH bilir ne dertlerle yanmış,sarsılmış gönülleri
Bugünlere getirdiği biricik evladı,evinin direği hayat yoldaşı yitip gitmesin diye
Rabbine açtığı mazlum yüreğiyle ne içten dualarla yakarıyor kim bilir?...

Unutulan Çeçenya değil mi orası?
Nasıl hissedecek ki ve anlamlandıracak?
O en acı duygularıyla kalplere düşen alevi,çaresizliği...ve
Sessiz feryadı nasıl duyacak?Nasırlaşmış vicdanlar...

Bir Natalya vardı...
Rus elinde esir bir vatanın özgür sesi
Ve gaddar bir Rusçu'nun diktasında her an acıyla inleyen Çeçenya'nın
Azimli ve cesur evladı
Bir Natalya vardı...
Unutulan Çeçenya'nın mazlumlarca unutulmayacak civanmert savaşcısı...

İçimizden bir ses...
Haydi kalkın! Unutulanları en kararlı ve vazgeçmez irademizle savunalım dese
Sözde güçlerini ve maddî imkanlarını kullanarak etraflarına korku salmış çakallar,sırtlanlar ve yılanların
Meşrûluk kılıfına bürünerek parçaladıkları insanlarla dopdolu o karanlık vadideki ürkütücü sessizliğe
Hangimiz ses olacak? Natalya misali...

Ha...Evet! Unutulan Çeçenya değil miydi orası?
Kurcalamaya ve şimşekleri üstüne çekmeye ne lüzum var? Ve...
Dertsiz başa dert almaya...


Çeçenya'da,bitti denilen bir savaş hâlâ devam ediyor
Oturdukları sıcacık koltuklardan mücahidler bölündü ahkâmı kesenlere inat
Ebu Osman liderliğinde Çeçen-Kafkas ve Muhacir Mücahidler tek vücut,soğuk dağların bağrında
Ya İstikbâl,Ya Ölüm! paralosuyla kocaman bir orduya karşı direniyor
Unutulan Çeçenya'yla beraber Cihad ve Mücadele ve de Bağımsızlık da unutturulmak istense de...

Ey vicdanı sinesine yük olan insan!
İman dolu yüreğiyle çıktığı Bağımsızlık Yolu'nda küfre kurşun sıkarken vurulursa alnından Son Çeçen de
Pisi pisine öldü uslu uslu yaşamak varken
Diyerek hayıflanacaksın biliyorum,yüzünde acı bir tebesssüm ki sinsiden sinsiden...

Hele ki ak vicdanını unuttuysan karalar içinde
Unutulan Çeçenya'da Müslüman bir Çeçen'i asla anlayamazsın!
Düş de gör anlamak istiyorsan?Nasıl olsa özgürlüğünü,vatanını,dinini,namusunu gasp etmemiş düşmanlar...

Çeçenistan'daki Rus Terörü
Bismillahir Rahmanır Rahim.

Kur'an-ı Kerim, El Enfal Suresi, 18. ayet
"İşte durum böyledir: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener), ve ayrıca Allah, kâfirlerin planlarını ve stratejilerini bozandır."

İlk olarak Rus askerlerinin ve istihbarat birimlerinin Çeçenistan’da hala işlemeye devam ettikleri insanlık suçlarıyla ilgili gerçekleri burada yayınlama fırsatını bana tanıyan herkese teşekkür etmek istiyorum.


Bir hatırlatma yapayım, bu siteyi ilk olarak İngilizce yapmıştım, şimdi Türkiye’deki kardeşlerimin de daha kolay anlayabilmesi için sitemi kendi dilime tercüme ettim. İngilizce sitenin linkini bir yabancıya vermek isteyenler için:
http://www.russian-terror-in--chechnya.blogspot.com/

Bu çocuktan ne istediler?


Bu gülümseyen yüze insan nasıl böyle bir şey yapabilir?

Bu acıyı dindirmek için sadece bir anne öpücüğü yeterli mi? O anne cocuğu için bir ağrı kesici hap alabiliyor mu, bulabiliyor mu?


Rus askerleri “Çeçen çocukları bile bizi öldürmeye yemin etmiş, bu yüzden ilk olarak Çeçen çocuklarını katlediyoruz.” diyor. O çocuğun gözleri önünde annesini ve babasını öldürüp, 14 yaşındaki kız kardeşine tecavüz ederlerse ondan başka ne bekleyebilirler?



Ölü bir Çeçen’e Rus saygısı. Ölmüş insanların üzerinde köpekler geziyor.
Çeçenistan’da Ruslar Çeçen ölülerini köpeklerin yemesi için sokaklarda bırakıyor.

Rus askerleri. İnsan hakları savunucuları.


RUSLARIN GERÇEK YÜZÜ.




Çeçenistan’daki Rus askerlerinin yaptığı açıklamalar.

"Bir keskin nişancı Çeçen kadınını hatırlıyorum. Onu iki zırhlı aracın arasına ayak bileklerinden çelik kablolarla bağlayıp sonra da araçlar arasında onu gerip paramparça etmiştik. Her yer kan olmuştu, ama bizim oğlanların buna ihtiyacı vardı." – rus askeri

"Çeçenistan’da katliamlar yapmadıkça hiçbir yere varamayız. Onlara karşı acımasız olmalıyız. Aksi takdirde hiçbir şey elde edemeyiz.” - 21-yaşındaki bir rus askeri

"Biz o kadar bariz yapmıyoruz, onlar da işi fazla kurcalamıyor. Herkes burada işlerin böyle yürüdüğünü anlıyor.” - 21-yaşındaki bir rus askeri yetkililerin savaş bölgesinde işlenen insanlık suçları için ciddi bir soruşturma yapmayacağından emin olarak konuşuyor.

"Biz ayrıca yakaladığımız mücahidleri inmeden önce helikopterlerden atıyorduk. İşin püf noktası doğru yüksekliği seçmekti. Onların hemen ölmesini istemiyorduk. Ölmeden önce acı çekmelerini istiyorduk. Bu belki zalimce gelebilir, ama bir savaşta bu, hissettiğiniz korkudan kurtulmanın ve ölen arkadaşlarının acısıyla baş etmenin neredeyse tek yolu.” - Boris, rus askeri

Rusların kafası karışmış. Bu işkence yaparak öldürdükleri Çeçen’in vücudundaki işaretlerden hangisine mensublar?
Onlar Nazi mi, yoksa Yahudi mi? Yada her ikisi mi?

Bu Çeçen’in kafatasının yarısı nerede? Bir insanı öldürmek için tek kurşun sıkmak yeter. Vücudunda bir çok kurşun yarası görebiliyoruz. Onları sayabiliyor musunuz? Hepsini sayamazsınız. Çünkü bu adamın cesedi de yakılmış.


****************************************************************************
Bu bölümdeki fotoğrafların geri kalanını sansürledim, çünkü sitemi okumaya devam etmeyeceğinizden korkuyordum. Onları görmek istiyorsanız lütfen yaptığım bu ikinci siteyi ziyaret edin:

http://russian-genocide-over-chechen-people.blogspot.com/

Ama sizi uyarıyorum. Çeçen’lerin hergün yaşadığı şeyleri görmeye belki dayanamazsınız.
****************************************************************************

Rus askerleri yaptıkları katliamdan sonra Sivil Çeçen’leri gömerlerken büyük bir gururla bu anı ölümsüzleştirmek istemiş.


Çeçen’leri yakmak rus askerleri arasında alışıldık bir suç.




Ve, toplu katliamlar.






Rusların Çeçenistan’a getirdikleri şeyler…




rus İŞGALİNDEN SONRA ÇEÇENİSTAN’IN BAŞKENTİ.



Belki yakından bakmak istersiniz.





























Bu kadınlar boşuna ağlamıyor.





BU ADAMLARIN BU ZAVALLI İNSANLARI SAVUNMAYA HER TÜRLÜ HAKLARI VAR.
















SON SÖZ.


Rusların Çeçenistan’a saldırmasından 2 ay önce Yahudi aileleri Çeçenistan’dan çıkartıldı. Sadece bazı yaşlı Yahudiler orada kaldı.İsrail’in gizli servisi mossad yine işini yaptı. Batan gemiyi ilk kimin terk ettiğini bilirsiniz: Fareler. Her zaman ve her yerde bu aynıdır.

Mesala: Amerika’daki 11 Eylül’deki İkiz kuleler olayı. O kulelerde çalışan bütün Yahudilere o gün işlerine gitmemeleri söylenmişti. Görünüşe bakılırsa Mossad, dünyada çalışan ve işini yapan tek gizli servis.

Şimdi neden burada Yahudilerden söz ettim?
Sizlere Çeçen’lerin Yahudilerden nefret ettiğini göstermek için mi? Hayır!
Aslına bakılırsa Çeçen’ler herkese karşı çok iyi komşudurlar. Gelenekleri ve İslam onlara bunu yapmalarını söylemektedir. Misafir Çeçen’ler için Allah misafiridir.
Çeçen’ler arkadaşlığa çok önem verirler, zayıf olana ve ihtiyacı olana her zaman yardım etmeye hazırdırlar. Şu anda bile Çeçenistan’a gitmenize izin verilse ki Rusya artık Çeçenistan’a kimseyi sokmuyor, o yokluk ve sefalet içinde yaşayan insanlar evlerine gittiğiniz zaman ayrılırken size verecek hiçbir şey bulamasalar en azından bir mendili hediye olarak zorla verirler. O mendili almaktan başka şansınız yoktur. Yani bizim eski Türk gelenekleri gibi. Bir Çeçen’i tanıma fırsatınız olursa ne dediğimi anlarsınız.

Burada Yahudilerden bahsetmemin sebebi size Rusların bir başka yalanını göstermekti. Ruslar Çeçenistan’ı 1999’da ikinci kez işgal etmelerinin sebebi olarak bütün dünyaya iki sebep gösteriyor.

1. 1999’daki Rusya’nın çeşitli şehirlerindeki apartman bombalama olayları.
2. Çeçen mücahidlerin Dağıstanlı müslümanlara yardım etmek için Dağıstan’a girişi.

Bu bir yalandır. Çünkü yahudi aileleri bu iki olay olmadan 2 ay önce Çeçenistan’dan alınmışlardır. Yani Ruslar aslında bu iki olay olmadan en az 2 ay önce Çeçenistan’ı işgal etmeye karar vermişlerdi. Rusya’daki apartman bombalama olaylarını da sitemi okumaya devam ederseniz size anlatacağım. Bu olaylar aslında Rus gizli servisi FSB tarafından Rusya’nın Çeçenistan’ı işgalini dünyaya haklı gösterebilmesi için gerçekleştirilmiştir. Bu olayların ertesi günü de Putin Hava kuvvetlerinin Çeçenistan’a bombardıman yapmasını emretmiştir. Ve, işgali başlatmıştır.

Yahudi ailelerinin Çeçenistan’dan alınmasının ardından rus aileleri de oradan çıkartılmıştır. Bazı Rus aileleri yıllardır kendilerine iyi komşuluk yapan Çeçen’leri bırakıp oradan gitmek istememişlerdir.Onlar Rus askerlerinin kendilerine dokunmayacağını düşünmüşlerdi. Ne de olsa kendileri de bir Rus’tu. Onlara ne olduğunu tahmin edin. Rus askerleri onları hain olarak cezalandırdı, ve onları Çeçen’lerle birlikte işkence kamplarına kapatıp tecavüz etti ve işkenceyle öldürdü.

Ben Çeçen değilim, Çeçen’ler bana bunları yazmam için para da vermedi. Aslında ben 4 saat öncesine kadar bir web sitesi nasıl yapılır onu bile bilmiyordum. Ama internetteki bir forumda Ruslar beni çok kızdırdı ve ben de bu siteyi yapmaya karar verdim ve yaptım. Sakın bu fotoğrafların ve anlattığım hikayelerin doğru olmadığını sanmayın. Bunları yıllarca, bütün gün araştırma yaparak topladım. Ama, bir web sitesi yapmayı bilmiyordum, ve bunun için param da yoktu. Burası bedava bir sitedir, siz de isterseniz kendinize böyle bir site yapabilirsiniz. O forumdaki beni gerçekten kızdıran Ruslara gelince… Ruslar Çeçen’lerin yokluğunda harika konuşmalar yaparlar. İstedikleri her şeyi söylerler. Nasıl olsa karşı çıkan yok, sık sıkabildiğin kadar. Ama Ruslar sadece yalan söylerler ve sadece yalanlara inanmayı severler. Onların tarihlerini biliyorsunuz. Komunizmden söz edip zamanınızı almanın gereği yok. Ve, Çeçen’ler kendilerini internette savunamazlar. Siz hala Çeçen’lerin bilgisayarlara, yüksek hızlı internet erişimine sahip olduğunu mu sanıyorsunuz? Bir çoğunun başını solacak bir evi bile yok. Onlar şu anda elektiriği ve suyu olmayan çadırlarda yaşıyorlar. Ve, geceleri Kafkasya’da sıcaklık -30, -40 derecelere kadar düşer. Gerisini siz düşünün.

Gerisini sıcak evlerinizde tahmin edemiyorsanız tekrar deneyeyim. Neden burada Çeçenistan’ı savunmak için bir Çeçen bulamıyoruz? Bu Çeçen’ler nerede? Çeçenistan’ın başkenti Grozny’nin Rus işgalinden sonraki fotoğraflarını gördünüz. Başkentleri ikinci dünya savaşından çıkmış Berlin’e benziyor. Ortalıkta sadece yıkıntı ve toz toprak var. Hastane yok, okul yok, ev yok. Hiçbir şey yok. Şimdi onlara ne olduğuna dair aklınıza bir fikir geldi mi? Bütün o sivillere? Okul çocuklarına? Bebeklere? Onlar Rus jetleri, helikopterleri, topçuları, füzeleri tarafından öldürüldüler. Size sadece 1999 senesi için bir istatistik vereyim. Sadece Rus topçusu Çeçen şehirlerine Çeçenistan’ın her metre karesine 3 tane mermi düşmesine yetecek sayıdaki top mermisini attı. İşi garantiye almak istedikleri kesin.

Önce Rus hava kuvvetleri Çeçen şehirlerini vurdu.


Sivil hedeflerin vurulmasının Genova anlaşmasında yasaklanmış olduğunu sanıyordum.

Sonra Rus topçusu ve füzeleri.





Şehirlerinin bombardımandan sonraki halini gördünüz.
Çeçen şehirleri ve köyleri bugün hala aynı şekilde bombalanıyor.

Sonra Rus ordusu Çeçen şehirlerine girdi ve orada hayatta kalmış olan insanları toplayıp işkence yapmak, tecavüz etmek ve öldürmek için işkence kamplarına gönderdi.

Aşağıdaki sitede bu işkence kamplarında görevli olan bir rus gardiyanın göndermiş olduğu mektubun ingilizcesi var. Çok kısa bir mektup. O sitede lütfen sol taraftaki MASSACRE yazısına tıklayın, mektubu göreceksiniz.
http://www.sheeshan.com/

Türkçeye tercümesini aşağıdaki linkte yayınladım:

http://rus-gardiyanin-mektubu.blogspot.com/

Bazı Çeçen'ler bu bombardımanlar sırasında dağlara kaçabildi...


Ama Rus hava kuvvetleri bugün hala bu dağları GENOVA anlaşmasında yasaklanan NAPALM bombalarıyle yakmaya devam ediyor.

Kardeşlerimizden bazıları Çeçenistan’ın dışındaki mülteci kamplarına kaçmayı başardı.

Ama bugün elektiriği, suyu olmayan çadırlarda, aç ve hasta olarak yaşıyorlar. Ne doktorları ne de ilaçları var. Kardeşlerimizin %80’i tuberkuloz hastası oldu.

Ve, son olarak bazıları hala Çeçenistan’da yaşıyor. Onların hiçbir yere kıpırdayacak paraları yoktu. Onlar şimdi Rusların yaptığı sistematik işkence ve tecavüzlerin altında yaşıyorlar.




Bu resimlerde Rus askerleri tarafından Çeçenistan'daki bir Rus kızı kaçırılıyor. Bu kadar basit. Bu askerlere bunu neden yaptınız diye bir soru sorulmayacak, haklarında soruşturma açılmayacak. Ruslar bunu kendi cinslerine bile yapıyorlar.

Rusya’daki 1999 yılındaki bina bombalama olaylarının Çeçen’ler tarafından yapıldığından bahsediyorsunuz, ve Beslan katliamından.

O binalar eski KGB yeni adıyla FSB olan Rus gizli servisi tarafından havaya uçuruldu. Rusya’daki 1999 bombalama olaylarının Putin’in Rusya’da siyasi bir zafer kazanması için planlandığı ortaya çıktı. İngiltere'nin saygı değer gazetelerinden birinde yayınlanan makaleyi okumak istiyorsanız aşağıdaki linke tıklayın:
http://www.telegraph.co.uk/news/main.jhtml?xml=/news/2004/03/13/wruss13.xml&sSheet=/news/2004/03/13/ixnewstop.html

Bu makaleyi henüz tercüme etmedim, birkaç gün içinde tercüme edip burada yayınlayacağım.

KGB/FSB bu korkunç şeyi kendi insanlarına Putin’in emriyle yaptı. Peki ne için? Çeçenistan işgalini haklı göstermek için. Çeçenistan’daki petrolü çalmak için.
Rusya halihazırda köleleştirdiği Orta Asya Türk cumhuriyetlerindeki petrolü ve doğal gazı çok ucuza alıyordu. Peki bu yeterli miydi? Hayır. Burada Ruslardan bahsediyoruz. Bu bombalama olaylarının ertesi günü Putin Rus hava kuvvetlerine Çeçenistan’ı bombalaması emrini verdi, ve savaş ilan etti.

Bu numara daha sonra CIA/FBI ve Neocon’lar tarafından kullanıldı ve 11 Eylül tarihinde ikiz kuleler havaya uçuruldu.

Beslan katliamı.
Nihayet bazı insanlığını henüz kaybetmemiş olan Ruslar Beslan hakkındaki gerçekleri yayınladılar. Bu işe çok sevindim. Onlara minnettarım. Lütfen Beslan hakkındaki bu araştırmayı okuyun ve gerçek katillerin, teroristlerin(*) kim olduklarını görün.
http://prima-news.ru/eng/news/articles/2005/3/8/31400.html

Makalenin tercümesi aşağıdaki linktedir:
http://beslan-gercegi.blogspot.com/

Bu artık Rusların Çeçenistan’daki kirli savaşının rutin, alışıldık bir işleyişi haline gelmiştir. Önce Rus sivillerin üzerine bir saldırı organize edip uygularlar, sonra da bu saldırılardan Çeçen’leri sorumlu tutarlar. Ne kolay bir hedef? Çeçen’leri kim koruyabilir, kim korumayı düşünebilir? Yada onları korumak için kim bir takım bilgilere sahip olabilir? Ruslar yaptıkları soykırımı gizlemek için Çeçenistan’a giden ve Çeçenistan’dan çıkan bütün yolları kesmiştir. Sadece kendi propaganda haberlerini vermektedirler. Bizim televizyonlarımıza bir baksanıza, Ruslar Aslan Mashadov’u şehit etmeseydi Çeçenistan haberlerde hiç çıkmıyordu, ve şimdi de kısa bir süre çıkıp kayboldu. Eskiden böyle miydi? Hayır. 1995-96 yıllarında gazetelerimizde Çeçenistan haberlerini görebiliyorduk. Sonra ne oldu da bu haberler bize gösterilmez ya da çarpıtılarak gösterilir oldu? Rusya Türkiye’ye baskı yaptı, ve halihazırda milleti zaten inleten 28 Şubat’çı kafirler bu haberleri yasakladı. Herkes kendi adamını koruyor, Rusya’daki Yahudilerin yaptıklarını Türkiye’deki Yahudiler destekliyor. Sözün kısası, saldırganlıklarını haklı göstermek için bunlar kendi insanlarını bile öldürüyorlar.

************************************************************************************
Aşağıdaki link size vermek istediğim en önemli link. O sitede Çeçenistan’daki trajedi ile ilgili internetteki hemen hemen bütün sitelerin linklerini bulabilirsiniz. Ki bu linklerin çoğu uluslararası insan hakları ve soykırım izleme örgütlerine aittir. Orada videolar ve daha fazla fotoğraf bulabilirsiniz.

Bu linki vermek bu siteyi hazırlamaktaki en önemli amaçlarımdan biriydi. Lütfen insanlık adına birkaç dakikanızı ayırın:
http://www.hrvc.net/htmls/links.htm

************************************************************************************

Çeçen’lerin savaşta domuz olduğunu ve Rus askerlerinin boğazını kestiklerini filan söylemeden önce lütfen o sayfadaki özellikle aşağıda vereceğim linkleri ziyaret edin.Çeçen’ler söylendiği gibi bunları yapıyorlarsa bile, bunları tecavüzcü katillere, Rus askerlerine yapıyorlar. Sivillere yapmıyorlar. Rusların yaptığı gibi 16 günlük bebeklere, hamile kadınlara yapmıyorlar. Onlar asker. Ve, şu anda işgal ettikleri bir ülkedeler. Bunun için ağlayıp sızlanamazlar. Size ağlayıp sızlanmayı tercih ederlerse, en iyisi onlara evlerine geri dönmelerini tavsiye edin.


Nizam videos on russian war crimes
Tercümesi: Rus savaş suçları konusundaki Nizam videoları.
http://www.chechnya.250x.com/video.htm
http://www.ichkeria.250x.com/film.htm

Video documenting Russian atrocities
Tercümesi: Rus zulmünü ve rezilliklerini belgeleyen video.
http://www.hrvc.net/news2004/28b-5-04.html

Catastrophe in Chechnya - Escaping the Quagmire
- By The American Enterprise Institute
Tercümesi: Çeçenistan’daki yıkım – bataklıktan kaçış.
– Yayınlayan Amerikan Girişim Enstitüsü
http://www.aei.org/events/type.upcoming,eventID.675,filter./event_detail.asp#

Justice Denied - video on the human rights situation in Russia
Tercümesi: Adalet görmezlikten geliniyor – Rusya’daki insan hakları durumu konusundaki video
http://emedia.amnesty.org/Russia_English.ram

A Journalist in Chechnya- An interview with Anne Nivat
- By the United States Holocaust Memorial Museum (August 2002)
Tercümesi: Çeçenistan’da bir gazeteci – Anne Nivat’la bir söyleşi
– yayınlayan ABD Soykırım Hatırlama Müzesi (Ağustos 2002)
http://www.ushmm.org/conscience/chechnya/nivat/nivat.php

Video presentation given by Bill Frelick
- By the United States Holocaust Memorial Museum (February 2001)
Tercümesi: Bill Frelick tarafından yapılan video sunumu
– yayınlayan ABD soykırım hatırlama müzesi (Şubat 2001)
http://www.ushmm.org/conscience/events/chechnya/chechnya_high.htm

Çeçenistan’daki Rus işgali hakkındaki en güncel bilgileri aşağıdaki sitede bulabilirsiniz: (Bu yüzden Ruslar bu siteyi sık sık kapatıyor, yada kapatmaya çalışıyor. Site Rusca, İngilizce ve Türkçe dillerinde hazırlanmış.
http://www.kavkazcenter.com/

Gördüğünüz gibi Çeçen’lerle Rus ordusunun birlikte yaşayamayacağı çok açıktır. Çeçen’ler sadece oradaki eski Rus komşularıyla birlikte yaşayabilirler, tabi onlardan arta kalanları bulabilirlerse. Ama Rus ordusuyla ve Rus bayrağı altında asla yaşayamazlar. Gördükleri bu kadar katilam ve insanlık dışı davranıştan sonra onlardan Rus devletiyle bir insani ilişkiye girmeleri nasıl beklenebilir?

Ve, katil Rus ordusunun tecavüzcü askerleri. Yada onları koruyanlar. Size kötü bir haberim var. Aşağıdaki yazı Çeçen mücahidlerin haberlerinden alınmıştır.

"9 Rus askerinin infazı. Allah’ın yardımıyla Mücahid liderliğinin esir 9 Rusun infazı konusundaki emri gerçekleştirilmiştir. Bu, üç gün geçerli kalan bir uyarı sonunda gerçekleşmiştir. Rus askeriyesi savaş suçlusu Albay Yuri Budanov’’u mücahidlere teslim etmemiştir. Albay Yuri Budanov küçük yaştaki bir Çeçen kızına tecavüz edip sonra da üzerinden tankla geçerek onu alçakça öldüren bir kişidir."

O 9 Rus özel harekat askeri (OMON) silahlarıyla birlikte, mücahidler tarafından üslerine yapılan bir baskında kaçırılmışlardı.

Bence birçok insanın, özellikle Amerika’lıların aynı sorunu var. Ya yapılan bu zulümler umrunuzda değil, yada bütün bu olup bitenler hakkında yeterli bilgiye sahip değilsiniz. Bu yüzyılı alnımızın akıyla tamamlayabilmemiz için insanların uyanması gerekmektedir. Bizi yöneten kukla Yahudi hükümetleri ve Yahudi medya ağaları yüzünden yaşayan ölüler gibi ortalıkta dolaşıyoruz. Çocukluğumuzdan başlayarak sürekli beynimiz yıkanıyor. Bir an önce gerçeklerle yüzleşsek iyi olur, yoksa gerçekler hiç beklemediğimiz bir anda bizleri kıskıvrak yakalayacak. Zalimlerin planları ne olursa olsun, galip gelecek olan plan Allah’ın planı olacaktır. Arada yaşanacak olan olaylar ise sadece bir imtihandır. Rabbim bu kafirleri darmadağın edecektir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir zulüm varsa hepimizin oraya yardım etmesi gerekir, yoksa eninde sonunda bu zulüm gelip bizi etkileyecektir. Yaptıklarımızın, görmezlikten, duymazlıktan geldiklerimizin cezasını yeterince çekmedik mi? Bunları yaşamadık mı? Akıllanmamız için daha ne belalar çekmemiz gerekiyor?

Bu site benimkinden daha iyi: Lütfen onu ziyaret edin.
http://www.chechenworld.com/

Çeçenistan’da yaşananları ilk elden dinlemek istiyorsanız lütfen aşağıdaki siteyi ziyaret edin: O makalelerin de tercümesini en kısa zamanda yapıp burada yayınlayacağım.
http://www.comebackalive.com/df/dplaces/chechnya/index.htm

O web sitesinde (in a dangereous place) diye bir yazı var. Üzerine tıklayın veiki makale göreceksiniz. Lütfen onları okuyun. Amerika’lı bir gazeteci tarafından yazılmıştır. İnsanı son derece etkileyen yazılardır. Bu yazıların gerçek olduğunu onaylayabilirim, çünkü Çeçenistan’la ilgili çok yazı okudum. Bunlar sık sık karşılaştığım hikayeler.

Bu zulüm bizden fazla uzakta değil. Başımızda amerika’nın ve rusya’nın sahip olduğu gibi hükümetler oldukça, yani kısacası Yahudiler tarafından yönetildikçe belki de bir sonraki kurban biz olacağız. Bu hastaların ne yapacağı hiç belli olmaz. Rusya bunu sessizce yapıyordu, şimdi de Amerika yapmaya başladı. Her ülkedeki her sorumluluğunu bile vatandaştan şunu istiyorum. Sizi yöneten bu insanların sizleri herhangi bir savaşa sürüklemelerine izin vermeyin. Onlar para kazanacak diye milyonlarca masum insanın ölmesi, acı çekmesi gerekmiyor. Bu birkaç milyon yahudinin 3 milyar nüfusu olan dünyanın kaderini belirlemesine izin vermeyin. Adam öldürme insanca bir davranış değildir. Bu pislik bize yakışmıyor.

İşin garibi Horace Mann adındaki bir yahudinin şöyle bir sözüne rastladım. Bu sözü antioch Kolejinde 1880'li yıllarda söylemiş:

“İnsanlık için bir zafer kazanmadıkça kendinizden utanın.“

Söyleyene ve ne yaptığına bak. Yahudilerin her konuyu ikili olarak yönetip, o konuyu da sömürmelerine güzel bir örnek daha. İnsanlığı katledenler onlar, insanlık haklarını savunuyor olarak görünenler onlar.

İnsanlık için konuşan bir sese kulak verdiğiniz için teşekkür ederim.

Çeçenistan’ın dışındaki bir mülteci kampında Çeçen çocukların çizdiği resimler.













BU MANZARALARDAN MUTLU MUSUN?
ÜZERİNDEKİ BU PİSLİKLE RAHAT MISIN?
BUNU SANA SORUYORUM ÇÜNKÜ BEN BU MANZARALARDAN HİÇ MUTLU DEĞİLİM.

Bir Avrupa Birliği parlementosu temsilcisi Çeçenistan’ı 1996’da ziyaret ederken.

Ama bu artık geçmişte kaldı, çünkü Rusya şimdi Çeçenistan’a kimseyi sokmuyor. Hatta uluslar arası insani yardım örgütlerini bile. Bugün kimse Çeçenistan’a giremiyor ve çıkamıyor. Ruslar yaptıkları soykırımın üzerini örtmeye çalışıyor.

İşte bir söz daha:
“Ölüler adalet için yakaramaz, bu, yaşayanların onlar için yapması gereken bir görevdir.”
- Lois McMaster Bujold

Benim çığlığımı duyabiliyor musunuz?

Rusya ile devam etmekte olan ikinci savaş boyunca, Çeçenistan büyük çapta bir insalık felaketi yaşadı: nüfusunun en azından yüzde 25’i katledildi. İşkence, tecavüz, cinayetler, ve nüfusa terör yaşatan Rus ölüm mangaları Çeçen’ler için artık her gün yaşanan gerçekler, şimdi de Çeçen mülteciler Ruslar tarafından savaş bölgelerine geri döndürülmeye çalışılıyor. Ne için? Rusya dünyaya Çeçenistan’da her şeyi normale döndürdüğünü göstermek istiyor.

Çeçen’ler Rusların gece evlere düzenledikleri baskınlarda kaçırılıyorlar, işkence ve erkek nüfusuna karşı yürütülen av 12 yaşındaki çocuklardan başlıyor, Ruslar kadınlara ve kızlara da saldırıp tecavüz ediyorlar.

En saygılı şekilde söylenişiyle Kafkasya’daki yokolma tehlikesi altında bulunan halk Çeçen’lerdir. Çeçenistan’daki savaş maskesi altındaki soykırım hala devam ediyor, ve Rus kafirler Çeçenistan’da her geçen gün daha iğrenç ve sapıkça yollara başvuruyor. Ama dünya politikacıları bunu görmezlikten geliyor ve “soykırım” kelimesine şaşırıyorlar. Onlar Çeçen insanlarının canı pahasına Rusya ile ittifaklar kurmaya ve Rusya ile ticaret yapmaya devam ediyorlar.

Her 15 dakikada bir Çeçen kayboluyor. Yani, Rus güçleri tarafından kaçırılıyor, işkence yapılmak ya da daha sonra ailesinden fidye alınıp serbest bırakılmak üzere, yada gizlice öldürülüp saklı bir toplu mezara gömülmek üzere bilinmeyen bir yere götürülüyor. Neredeyse bir milyon Çeçen’in 4’te 1’i bombardımanlarda katledildi, yada işkence kamplarında işkenceyle öldürüldü.

Rusların sinsi yalanları devam ediyor: Çeçenistan’daki terör faaliyetleri hala azalmadı diyorlar. Bunun anlamı “Biz hala bütün Çeçen’leri öldüremedik – bize daha çok zaman verinki hepsini öldürelim."

Savaş Çeçen insanlarına sadece iki çıkış yolu bırakıyor: Rus resmi silahlı güçleri maskesi altında hareket eden ama kendilerini her türlü adli ve insani kanunların üzerinde gören “Rus ölüm mangalarına” karşı ümitsizce, ve ölümcül bir direnişe geçmek – yada dünyadan tamamen izole edilmiş yıkıntılar içinde, açlık, sefalet, adaletsizlik ve aşağılamalar dolu bir hayat yaşamak. Savaş hayatta kalan bütün Çeçen’leri, hatta eskiden Rusya’ya sadık olanları bile şimdi Rusya’nın ebedi düşmanı yapmıştır.

Savaş Rusya’nın ekonomik gelişmesine engel olmakta, ama kanlı ticaretleriyle bu savaştan kendilerine büyük bir servet yapan bir avuç süper zenginin, Rusya’nın geri kalan sefalet ve yoksulluk içinde yaşayan çoğunluk nüfusuyla aralarındaki gelir dağılımı adeletsizliğini arttırmaktadır.

Savaş Çeçenistan’ı “serbest bir suç bölgesi” haline getirmiştir, Rus organize suç örgütlerinin değişik şebekeleri bunu kullanmaktadırlar. Rusya’da çocuk mafyası, ve organ mafyası türemiştir. Çeçenistan’daki rus yetkililer kaçırdıkları Çeçen’lerin bütün iç organlarını alıp öldürüp sonra da bu organları İsrail organ mafyasına satmaktadırlar. Bu şebekelerin başında da Rus genaraller vardır. İkinci sitemdeki fotoğraflarda vücutlarının üst kısmı baştan aşağıya kadar kesilmiş, sonra da bu kesiğin üzerine dikiş atılmış cesetler göreceksiniz, işte bu fotoğraflar organları çalınan Çeçen’lere aittir.
http://russian-genocide-over-chechen-people.blogspot.com/

Çeçenistan’da Ruslar tarafından oluşturulan bu “serbest suç bölgesi” Rusya’nın dört bir yanındaki suç örgütlerini beslemektedir, bu durum rusya’da işlenen suç sayısında da artışlara sebep olmuş, antidemokratik değerler artık “hoşgörülür” hale gelmiş, toplum içinde yabancı düşmanlığı, korku, ümitsizlik ve nefretin yayılmasına sebep olmuştur, bunlar faşist rejimlerde görülebilecek davranışlardır.

Şimdi Rusya hoş olmayan gerçekleri dürüst bir şekilde anlatmaya çalışan medya üyelerinden kurtulma yollarına gitmektedir, demokratik politikacılar açık yada gizli cinayetlerle saf dışı edilmektedirler.

Savaş Rusya’yı baskıcı bir yönetim kurmaya itmiştir, bu rejim her geçen gün Stalin rejimine benzemektedir. Bu rejimin diğer amaçları değişebilir, ama ilk amacı Çeçenistan’daki savaşın daha da gelişerek devam etmesidir, her ne kadar Rusya’nın liderleri ülkelerini nasıl bir dibi olmayan çukura attıklarının farkında olsalar bile.

Burada dürüst Rus vatandaşlarına bir şey söylemek zorundayım. Ruslar hakkında ağır cümleler kullandığım için üzgünüm, bu sizi incitiyor olabilir. Ama bir şeyi unutmamak lazım, Çeçenistan’daki bu soykırımı uzaylılar yapmıyor, bu insanlık suçlarını onlar işlemiyor. Bu soykımı yapanlar ve bu insanlık suçlarını işleyenler sizin oğullarınız.

Lütfen bunları durdurmaya çalışın.

BU DA TAMAMEN BAŞKA BİR HİKAYE.

29 Mart 2010 Pazartesi

Albert Einstein The Nobel Prize in Physics 1921






Albert Einstein
The Nobel Prize in Physics 1921
Biography

Albert Einstein was born at Ulm, in Württemberg, Germany, on March 14, 1879. Six weeks later the family moved to Munich, where he later on began his schooling at the Luitpold Gymnasium. Later, they moved to Italy and Albert continued his education at Aarau, Switzerland and in 1896 he entered the Swiss Federal Polytechnic School in Zurich to be trained as a teacher in physics and mathematics. In 1901, the year he gained his diploma, he acquired Swiss citizenship and, as he was unable to find a teaching post, he accepted a position as technical assistant in the Swiss Patent Office. In 1905 he obtained his doctor's degree.

During his stay at the Patent Office, and in his spare time, he produced much of his remarkable work and in 1908 he was appointed Privatdozent in Berne. In 1909 he became Professor Extraordinary at Zurich, in 1911 Professor of Theoretical Physics at Prague, returning to Zurich in the following year to fill a similar post. In 1914 he was appointed Director of the Kaiser Wilhelm Physical Institute and Professor in the University of Berlin. He became a German citizen in 1914 and remained in Berlin until 1933 when he renounced his citizenship for political reasons and emigrated to America to take the position of Professor of Theoretical Physics at Princeton*. He became a United States citizen in 1940 and retired from his post in 1945.

After World War II, Einstein was a leading figure in the World Government Movement, he was offered the Presidency of the State of Israel, which he declined, and he collaborated with Dr. Chaim Weizmann in establishing the Hebrew University of Jerusalem.

Einstein always appeared to have a clear view of the problems of physics and the determination to solve them. He had a strategy of his own and was able to visualize the main stages on the way to his goal. He regarded his major achievements as mere stepping-stones for the next advance.

At the start of his scientific work, Einstein realized the inadequacies of Newtonian mechanics and his special theory of relativity stemmed from an attempt to reconcile the laws of mechanics with the laws of the electromagnetic field. He dealt with classical problems of statistical mechanics and problems in which they were merged with quantum theory: this led to an explanation of the Brownian movement of molecules. He investigated the thermal properties of light with a low radiation density and his observations laid the foundation of the photon theory of light.

In his early days in Berlin, Einstein postulated that the correct interpretation of the special theory of relativity must also furnish a theory of gravitation and in 1916 he published his paper on the general theory of relativity. During this time he also contributed to the problems of the theory of radiation and statistical mechanics.

In the 1920's, Einstein embarked on the construction of unified field theories, although he continued to work on the probabilistic interpretation of quantum theory, and he persevered with this work in America. He contributed to statistical mechanics by his development of the quantum theory of a monatomic gas and he has also accomplished valuable work in connection with atomic transition probabilities and relativistic cosmology.

After his retirement he continued to work towards the unification of the basic concepts of physics, taking the opposite approach, geometrisation, to the majority of physicists.

Einstein's researches are, of course, well chronicled and his more important works include Special Theory of Relativity (1905), Relativity (English translations, 1920 and 1950), General Theory of Relativity (1916), Investigations on Theory of Brownian Movement (1926), and The Evolution of Physics (1938). Among his non-scientific works, About Zionism (1930), Why War? (1933), My Philosophy (1934), and Out of My Later Years (1950) are perhaps the most important.

Albert Einstein received honorary doctorate degrees in science, medicine and philosophy from many European and American universities. During the 1920's he lectured in Europe, America and the Far East and he was awarded Fellowships or Memberships of all the leading scientific academies throughout the world. He gained numerous awards in recognition of his work, including the Copley Medal of the Royal Society of London in 1925, and the Franklin Medal of the Franklin Institute in 1935.

Einstein's gifts inevitably resulted in his dwelling much in intellectual solitude and, for relaxation, music played an important part in his life. He married Mileva Maric in 1903 and they had a daughter and two sons; their marriage was dissolved in 1919 and in the same year he married his cousin, Elsa Löwenthal, who died in 1936. He died on April 18, 1955 at Princeton, New Jersey.



What is Quantum Physics?

Quantum physics is a branch of science that deals with discrete, indivisible units of energy called quanta as described by the Quantum Theory. There are five main ideas represented in Quantum Theory:


Energy is not continuous, but comes in small but discrete units.
The elementary particles behave both like particles and like waves.
The movement of these particles is inherently random.
It is physically impossible to know both the position and the momentum of a particle at the same time. The more precisely one is known, the less precise the measurement of the other is.
The atomic world is nothing like the world we live in.

While at a glance this may seem like just another strange theory, it contains many clues as to the fundamental nature of the universe and is more important then even relativity in the grand scheme of things (if any one thing at that level could be said to be more important then anything else). Furthermore, it describes the nature of the universe as being much different then the world we see. As Niels Bohr said, “Anyone who is not shocked by quantum theory has not understood it.”




Albert Eynşteyn (almanca Albert Einstein) (14 Mart, 1879 - 18 Aprel, 1955) - alman fiziki

Nisbilik nəzəriyyəsi və xüsusilə də cisimlərin kütlə və enerjiləri arasındakı məşhur E=mc² münasibətinə görə məşhurdur. 1921-ci ildə Nəzəri fizika elmində xidmətlərinə və ələxsus fotoelektrik effekt qanunun kəşfinə görə Nobel mükafatına layiq görülmüşür. Eynşteynin fizika elminə bəxş etdiyi digər töhfələr arasında - xüsusi nisbilik nəzəriyyəsi, ümumi nisbilik nəzəriyyəsi, nisbi kosmologiya sahəsində tədqiqatları, kapilyar hərəkət, kritik opalesensiya, statik mexanikanın klassik problemləri və onların kvant fizikasına tətbiqi məsələləri, məhlullarda Braun hərəkətinin izahı, monatomik qazların kvant nəzəriyyəsi, aşağı radiasiya sıxlıqlarında işığın istilik xüsusiyyətləri (Eynştyen bununla Foton nəzəriyyəsinin əsanı qoyur), süni (və ya həyəcanlaşdırılmış) süalanma da daxil olmaqla radiasiya nəzəriyyəsi, eynicinsli sahə nəzəriyyəsi və digər elmi tədqiqat işlərini göstərmək olar.

1999-cu ildə Time jurnalının keçirdiyi səs sorğularına əsasən "Əsrin adamı" və tanınmış fiziklər arasında keçirilmiş sorğulara görə isə bütün dövr və xalqların ən böyük fiziki adlarına layiq görülmüşdür. Müasir günümüzdə "Eynşteyn" adı dahi, düha kimi sözlərə sinonim kimi işlədilməkdədir.

1879-cu il martın 14-də Almaniya*da doğulub. İlk təhsilini Münhendəki Luitpold Gimnaziumuda alır. 1894-cü ildə Hermann Eynşteyn*in iflası nəticəsində onlar İtaliya*ya köçürlər. Albert təhsilini Münhendə davam etdirir. 1896-ci ildə İsveçrəyə təhsilini davam etdirmək üçün gedir və İsveçrə Federal Politexnik Məktəbində fizika və riyaziyyat müəllimi ixtisası üzrə təhsilini davam etdirir. 1903-cü ildə Mileva Maric ile evlənir . Bir qızı ve iki oğlu dünyaya gəlir. 1905-ci ildə doktorluq dissertasiyasini müdafiə edir və 1909-cu ildə Zürix Universitetinde professor kimi çalışmağa başlayır. 1911-ci ilde Praqa Universitetində fizika professoru oldu. 1912-ci ildə Zürix Universitetinə geri dönüb riyaziyyatçı Marcel Grossman ilə çalışmağa başlayır. 1914-cü ildə Berlin Universitetində professor kimi çalişmağa başlayır. Albert Eynşteyn alman vətəndaşı olsa da, 1933-cü ildə siyasi səbəblərə görə bundan imtina edib Amerika*ya köçür və Prinston Universitetində professor kimi çalişmağa başladı. 1940-cı ildə Amerika vətəndaşı olur və 1945-ci ildə təqaüdə çıxır. İkinci dünya müharibəsindən sonra Albert Eynşteyn böyük şöhrət qazanır. Albert Eynşteyn Dr. Chaim Weizmann ilə Jerusalem Universitetində birgə çalışır. 1945-ci ildə Ruzvelt-ə yazdığı məktubunda nüvə silahını düzəldə bildiyi baradə xəbər verir. Xirosima və Naqasaki faciəsindən sonra bu ixtirasından böyük peşmanlıq hissi keçirir və bundan sonra nüvə silahlarının yaradılmasına və istifadəsinə qarşı mübarizə aparır. Atom Bombası Albert Eynşteynə, Avropa ve Amerika*dakı bir çox universitetlərdən fizika və tibb sahələrində qürurlu doktor dərəcəsini almağa haqq qazandırır. 1920-ci illərdə Avropa*da, Amerikada dərs deyir. Çalışmaları nəticəsində bir çox mükafatlar alır. Bunlar arasında Copley Nişanı (1925) ve Franklin Nişanı (1935) da var idi. 1921-ci ildə fizika sahəsində fotoeffekt bağlı işlərinə görə Nobel mükafatı*na layiq görülür. Albert Eynşteyn 18 aprel 1955-ci ilde Prinstonda vəfat edir.

Bildiyimiz kimi Eynsteyn bu nezeriyye ile demek olar ki Nyuton qanunlarini hec de hemise dogru olmadigin subut etdi.Nyutona gore cismin kutlesi onun suretinden asili deyildi.Amma Eynsteyn belke de dunyanin en guclu nezeriyyesi ile bunun eksini subut etdi.demek kutleyle elageli Eynsteyn dusturu beledi( insallah sehv xatirlamiram)
m=m0/kokde(1-v*v/c*c)
v-cismin sureti
c-isig sureti
bu dusturdan cixan odur ki cisim isig suretine yaxin suretle hereket etdiyi zaman kutlesi sonsuz artir.bu fikri ilk defe esidende dogurdan teeccublenmisdim.tesevvur edin ki biz her hansi bir cisme isig sureti versek onun sureti sonsuz artacaq.cunku v=c oldugu zaman v*v/c*c nisbeti 1 olacaq.1-1=0 haminin bildiyine gore her hansi bir ededi sifira bolduyumuz zaman sonsuz alinir.burdan da isbat ede bilerik ki cisim isig sureti ile hereket etse onun kutlesi sonsuz artacaq.
p.s. cox maraglidir ki bu nezeriyyeye gore Eynsteyn nobel mukafati almadi.cunku nobel ucun praktikada isbatlanmasi lazimdir.tebii ki hec bir cisme isig sureti vere bilmeyeceyimize gore praktika edilmedi.amma mene ele gelir ki bu vaxta qeder nobel mukafatina layiq bir nezeriyye varsa o da Nisbilik nezeriyyesidir.

Eynşteyn sevgilisinin xətrinə SSRİ-nin xüsusi orqanlarıyla əməkdaşlıq eləyirdi.
1915-ci ildə Eynşteyn nisbilik nəzəriyyəsini bitirir. Onun nəzəriyyəsinin nəticələri elan olunanda Eynşteyn bir gecədə bütün düynyaya tanınır və alimlər bir ağızdan onu dəqiq və düzgün elan elədilər. Baxmayaraq ki, onun hesablamalarını astronomlar təcrübədən keçirib nəticələri yalnız 1 ildən sonra açıqlamışdılar.
3 yaşında gəzən, 7 yaşında danışan dahi
Eynşteyn uşaqlıqda heç də istadadlı uşaq olmayıb. Hamıya o, inkişafdan qalmış kimi görünürdü, çox gec yeriyib, gec də dil açmışdı. 7 yaşına qədər Albert kiçik frazalardan başqa heç nə danışa bilmirdi. Hətta 9 yaşında da o, səlist danışa bilmirdi. Yalnız 10 yaşından sonra Albertin intellekti və xasiyəti formalaşmağa başlayır. Katolik məktəbə oxumağa verilmiş Albert oxumağa biganə qaldı. Gələcək alimin qiyməti 3-lə 4 arası idi. Uşaqlar hər səhər yürüşə düzülürdü. Bura məktəbdən daha çox kazarmaya bənzəyirdi.
Münhen gimnaziyasında olarkən o artıq bilirdi ki, hansı elmlərə diqqət vermək lazımdır. Fizika və riyaziyyatdan göstəriciləri orta idi, qalan dərslərə isə hes fikir vermək fikri yoxuydu. Təkcə ingilis dilində esselər yazmaq ona ləzzət verirdi. Ailəsi maddi durumunu tarazlaşdırmaqçün Milana köçəndə tək qaldığı 6 ay ərzində Albert qəti qərara gəlmişdi. Milana gələn kimi o, valideynlərinə elan elədi ki, Münxen məktəbini atıb heç imtahanlara da getməyəcək və yəhudi icmasıyla əlaqəsini üzəcək. Ən vacibi isə alman vətəndaşlığından imtina eləyib üzərinə qoyulmuş hərbi mükəllifiyyətdən canını qurtaracaq. Sürix Politexnik institutuna mühəndis elektrik fakultəsinə imtahan vermiş Eynşteyn imtahandan kəsilir. Növbəti dəfə yəni bir ildən sonra Sürexin pedaqoji fakultəsinə daxil ola bilir. İnstitutu bitirəndən sonra Eynşteyn birtəhər diplom ala bilsə də işsiz qalır. Bir-iki dəfə o, müvəqqəti müəllim işinə düzəlir. Eynşteynin geyməyə bircə köhnə kostyumu vardı, yeməyə isə çox qənaətlə xərcləməli olurdu. Bəzən günlərlə ac qalmalı da olurdu. O vaxtlar yeməməzlikdən qara ciyərinə zərər toxunur ki, bu xəstəlik ömrü doyu onu incidir. Dahi fizik 7 il ərzində bu bürada başqalarının kəşflərinə patent yazmaqla gündəlik çörəyini qazanıb. Vaxtın çoxluğu paralel olaraq fizika ilə məşğul olmağa imkan verirdi.
Eynşteynin şöhrət dənizində
Sürixdə təhsil zamanı Eynşteyn serb Mileviç Mariklə yaxınlaqır. Birinci arvadı ondan 4 yaş böyük. Az keçmiş onların nigahdan kənar qızı olur. Eynşteyn hesab eləyirdi ki, qanundan kənar doğulmuş uşaq onun karyerasına zərrə yetirə bilər. Ona görə uşağı evdən uzaqlaşdırırlar. Daha bir il sonra Eynşteyn və Mileviç hər iki ailənin etirazına baxmayaraq evlənir. Büroda işləyə-işləyə «Fizika salnamısi» jurnalında 5 məqaləsini çap eləyir. Onlardan üçünü fizika tarixində dahi hadisə sayırlar. Fotoelektoron effekti haqqında məqaləsi isə 16 ildən sonra Nobel mükafatına layiq görülür. Sonra doğulan iki oğlanları birinci qızdan fərqli olaraq ailədə sevgi əhatəsində böyüyür.
Onlar Berlinə köçəndən sonra da Mileva adəti üzrə onu qısqanmaqda davam eləyirdi. Düzün desək onun şübhələri əsassız da deyildi. Eynşteynin cavan qızlara olan xüsusi münasibətini hamı bilirdi. Hələ evliykən Eynşteyn öz qohumlarından olan Elza Livental ilə yaxınlaşır. Eynşteyn xəstələnəndə məhz kuzina Elza onun yatağının yanında keşik çəkirdi. Eynşteynin xəstəliyi onları yaxınlaşdırdı və Mileva ilə boşanan kimi onlar evləndilər. Albert Eynşteyn söz verdiyi kimi Nobel mükafatından aldığı pulu keçmiş arvadı və otlanlarına verdi.
Boşanmadan bir neçə ay sonra onun bütün dünya tanıdı. Qəribəsi odur ki, Eynşteyn onun kəşflərindən tamamilə baş çıxarmayan insanların arasında məşhur idi. Məşhurluğunun səbəbi isə İngiltərə və Amerikanın jurnalistləri idi. Müharibədən bezmiş mətbuat tamam fərqli şeylərdən yazmaq istəyirdi. Ona görə nisbilik nəzəriyyəsi ictimai sensasiyaya çevrildi. Hamı bu kəşfi eləyən insanla tanışlığa can atırdı. Amma alim stereotipi əvəzində onlar axmaq zarafatları və hoqqabazlığı ilə seçilən pırtlaşıq saçlı insanı gördülər. Eynşteyn qəribə xorizmi vardı, harda olmasından asılı olmayaraq diqqət mərkəzində olurdu, xüsusilə də qadınların diqqətində. Onlar nədənsə hamı nisbilik nəzəriyyəsinin izahını alimin öz dilindən eşitmək istəyirdi. Eynşteyn şöhrət dənizində üzürdü.
Alim və cəsus qadın
Elzanın ölümündən bir il əvvəl Eynşteynin həyatında növbəti sevgi əhvalatından fərqlənən bir qadın əmələ gəldi. 10 ildən artıq sürmüş bu sevgi macərasının detalları son illərdə MTN gizli aktları ortaya çıxardılanda aşkarlandı. Burda alimin SSRİ xüsusi orqanlarıyla əməkdaşlığının faktları açıqlanırdı. Sənədlər arasında Eynşteynin sevgilisinə həsr elədiyi sevgi soneti də vardı. Eynşteyn sevgilisinin xətrinə xüsusi orqanlarla əməkdaşlığa razılıq vermişdi. Onlar Nyu-Yorkda görüşmüşdü. Məşhur heykəltaraş Sergey Konenkov Eynşteynin büstünü hazırlamalıydı. Heykəltaraşın arvadı Marqarita Konenkova ilə ilk görüşdən alimin ağlını başından almışdı. Onda Eynşteynin 56, Marqaritanın 39 yaşı vardı.
MTN zabitləri Marqaritanın səviyyəli xəfiyyə kimi yüksək qiymətləndirirdilər. Kəşfiyyatın əsas məqsədi yeni yaranan nüvə silahı yaradanların adlarını öyrənmək idi. Marqarita Konenkova Eynşteyn vasitəsilə bu mövzuda çoxlu informasiya əldə eləyə bilmişdi. Elza rəhmətə gedən kimi Marqaritə dahi alimin yanıdakı boş yeri həmən doldurdu. Onlar otaqlarını quş yuvası adlandırır, bir-birinə hədiyyə elədiklərini ümumi sayaraq «Almar» adlandırırdılar (Hər ikisinin adının ilk hecası). Almar döşəyi, Almar kreslosu, Almar qəlyanı da vardı. Marqarita hərdənbir alimin pırpız saçlarını yuyub səliqəyə salırdı. Marqarita gedəndən sonra Eynşteyn bu işin öhdəsindən heç cür gələ bilmirdi: «Başımı yumağa cəhd elədim, amma deyim ki, alınmadı. Axı mən sənin kimi səliqəli və təcrübəli deyiləm. Sən gedəni yuvamız yetim qalıb». Eynşteynlə arvadının artan münasibətlərindən xəbər tutandan sonra əri adətinə xələf çıxıb evdə böyük bir skandal düzəltdi. Amma Marqarita SSRİ-yə köçənə qədər Eynşteynlə gizli görüşlərinin arasını kəsmədi. Marqarita nüvə silahı üzrə məlumat toplayırdı, onun arxivində Oppenqeymlə – nüvə silahının «atası» ilə şəkli də vardı. Eynşteyn hər şeyi bilir və Marqaritaya acıyırdı, SSRİ-ni «sənin kobudlaşmış vətənin» adlandırırdı. Sevgililər sonrakı 10 ili məktublarda yaşayıblar. Eynşteynin məktubları qüssəli və kədərli olurdu… Eynşteynin və ərinin ölümündən sonra Marqarita otağından çıxmayaraq türmədəki kimi yaşayıb yeməməzlikdən ölmüşdü.
«Elm dinsiz çolaqdır, din elmsiz kordur»
1921-ci ildə Eynşteyn Nyu-York ravvini Gerbert Qoldşteyndən teleqram aldı: «Allaha inanırsınızmı. Nöqtə. 50 sözlük ödənilmiş cavab». Eynşteyn cəmi 24 sözlə cavab verdi: «Mən insan taleləri və hərəkətlərini idarə edən tanrıdansa Spinozanın tanrısına inanmaq istərdim. O tanrı ki, bütün varlıqların mahiyyətində dayanır».
Artıq 12 yaşından bəri Eynşteyn o qədər tez-tez «tanrı» kəlməsini işlədirdi ki, hamı çaş-baş qalırdı. Əslində isə bu sözün arxasında tamam başqa fikir dayanırdı: «Mən şəxsləndirilmiş tanrıya inanmıram. Məndə dini adlandırmaq mümkün olan nəsə varsa o da dünyanın quruluşuna sonsuz heyranlıq hissidir. Mənimçün tanrı insan zəifliyinin yığını, İncil isə hörmətli, amma primitiv əfsanələr toplusudur. Bunun ən gözəl təfsiri də məni fikrimdən döndərə bilməz».
O hesab eləiyrdi ki, Kainatdakı səliqə öz-özünə yarana bilməzdi. Eynşteyn hesab edirdi ki, təbiəti öyrənən hər kəsdə dini sitayişə bənzər hisslər yaranmalıdır. Ona görə də elm insanı dinə gətirir.
«Dördüncü dünya savaşı olarsa bu müharibə dəyənək və daşlarla aparılıcaq»
Hitler Almaniyanın kansleri olanda Eynşteyn artıq ölkədə yoxuydu. O, anlayırdı ki, Almaniyaya qayıtsa faşistlər onu öldürəcək. 1930-cu ildən sonra Eynşteyn Kaliforniyaya köçür və Hitlerin hakimiyyəti vaxtı alman torpaqlarına ayaq da basmır. 1933-cü ildə isə Prussiya elmlər Akademiyasından və vətəndaşlıqdan imtina elədiyini də elan eləyir. Alman vətəndaşlığından imtinadan sonra nisbilik nəzəriyyəsi almaniyada «fizikada yəhudi sui-qəsdi» adlanırdı. ABŞ-da olduğu illərdə Eynşteyn imkanı daxilində alman antifaşistlərinə kömək eləyirdi. O narahat idi ki, alman alimləri nüvənin bölünməsi təcrübələrinin uğurla başa vursalar Hitler nüvə silahına sahib ola bilər. Dünyanın taleyindən narahat olan Eynşteyn Ruzveldə məşhur məktubunu yazır. Bu məktubda o, nüvə silahı yaratmaq xahişini əsaslandırmışdı. Amma müharibə bitən kimi Eynşteyn tərki silah cərəyanına qoşularaq kütləvi məhvetmə silahlarının yığışdırılması və sülh uğlrulda mübarizəyə qoşuldu. Sonralar Eynşteyn bu məktubuna görə çox peşmanlıq hissi keçirib: «Bilsəydim ki, almanlar nüvə silahını yaratmağa çatmayacaqlar, onada heç barmağımı da tərpətməzdim».
Hər bir insan dünyaya ondan götürdüyü qədər qaytarmalıdır
Universitetlər onu sıralarında görməkçün mübarizə eləyir, dünya alimləri ondan məsləhətlər alır, müxtəlif fondlar və təşkilatlar onun dəstəyi və köməyi uğrunda mübarizə aparırdılar. Eynşteyn dahi alim təsəvvürlərinə sadiq qalaraq elmdən kənarda yalnız iki ideyaya pasifizm və sionizm ideyalarına sadiq idi. Eynşteyn bəzən homoseksualistləri dəstəkləyir və sodomitlərə qarşı qanunun ləğvini tələb edən sənəddə öz imzasını da atmışdı. 1952-ci ildə İsrailin ilk prezidentinin ölmündən sonra Eynşteynə prezident olmaq təklifi də edilib. Amma Eynşteyn imtina edərək bu vəzifəyə layiq olmadığını bildirib.
Albert Eynşteyn demokratik sosialist, humanist, pisifist və antifaşist olsa da SSRİ-də Stalin rejimini qəbul eləmirdi. Hər cür nasionalizmi qəbul etmir onu «bəşəriyyətin qızılça xəstəliyi» adlandırırdı. Eynşteyn eləcə də Amerikanın qaradərili insanlarının vətəndaşlıq hüquqları uğrunda mübarizəsini aktiv şəkildə dəstəkləyirdi. Solçu meyllərinə görə «etibarsız» sayılan Eynşteynin FBR-dəki dosyesi 1427 səhifəyə çatmışdı.
Miltiplikatorların çin olmuş arzuları
Albert Eynşteynin zahiri görünüşü – pırtlaşıq saçlı, sadə sviterdə və son dərəcə unutqan – «divanə alim» obrazının yaranmasına təkan verib. Özü haqqında bəzən deyərdi ki, «öz pırpız saçlarıyla daha çox məşhurdur». «Tayms» jurnalı Eynşteyni «miltiplikatorların çin olmuş arzuları» adlandırıb. Hazırda Eynşteynin adı ticarət markası sayılır. Çünki Eynşteyn öz varidatını (həmçinin onun rəsmlərinin istifadəsini) Yerusəlimdəki Yəhudi Universitetinə vəsiyyət eləyib və «Albert Eynşteyn» brendi ticarət markası kimi qeydiyyatdan keçib.
6 yaşından skripka çalan Eynşteynin musiqiyə olan marağı ömrünün sonuna kimi alimlə bərabər sürür. Eynşteyn hətta riyaziyaatçı, rolis, hüquqşünas və kitab cildləyicisi ilə birlikdə kvintetdə ifa eləyib. Sabahı gün qəzetlərdə dahi musiqiçi, əvəzsiz skripkaçı Eynşteyn haqqında resenziya çıxmışdı. Eynşteyn məqaləni cibində cəzdirir və «Siz elə bilirsiz mən aliməm? Xeyr, mən əslində məşhur skripkaçıyam» deyib zarafat eləyəndi.
Eynşteyn və bəstəkar Hans Eysler bir məclisə düşürlər. Ev sahibi bilirmiş ki , Eynşteyn skripkada yaxşı çalır və ondan xahiş edirlər ki, Eyslerlə birgə nəsə ifa eləsinlər. Eysler bir neçə dəfə yenidən girişi ifa eləsə də Eynşteyn xanənin lazımlı yerində daxil ola bilmir. Axırda Eysler royalın arxasından qalxıb deyir: «Heç cür anlaya bilmirəm ki, üçə qədər saya bilməyən adamı bütün dünya necə dahi hesab eləyə bilər!».
Eynşteyn Çarli Çaplinin filmlərini çox sevərdi və şəxsiyyətinə, eləcə də personajlarına xüsusi münasibəti vardı. Çaplinə göndərdiyi teleqramda belə yazır: «Sizin filmləri bütün dünya anlayır və mən əminəm ki, siz dahi insan olacaqsız. Eynşteyn»
Çaplin cavab yazır: «Mən sizinlə daha artıq fəxr eləyirəm. Sizin nisbilik nəzəriyyəsini heç kim anlamır. Amma siz artıq dahi insan olmusuz. Çaplin».
«Mən iik müharibə, iki arvad və Hitleri görüb hələ də sağ qalmışam»
Son illəri Eynşteyn xəstəliklərindən əziyyət çəksə də sakit və üzügülər adam kimi yaşayırdı. Ölüm gələndə isə «Mən yer üzündə öz vəzifəmi yerinə yetirmişəm» deyərək həyatını peşmanlıqsız başa vurdu. Eynşteyn 76 yaşında vəfat eləyib. Şəxsiyyətə pərəstişin heç bir formasnı qəbul etməyən alim təntənəli dəfn mərasimlərini də məqbul saymırdı. Ona görə də o vəsiyyət eləmişdi ki, dəfn olunduğu yer gizli qalsın ki, insanlar oranı məbədə çevirə bilməsinlər. Onun dəfnində 12 nəfər ən yaxın adamı iştirak eləyirdi. Meyiti yadırılandan sonra külünü küləyə sovurmağı da Eynşteyn özü arzulamışdı.
Aforizmlər:
• Tanrı bicdir amma qərəzli deyil.
• Yalnız başqalarıyçün yaşanan ömür layiqli sayıla bilər.
• Xoşbəxt həyat yaşamaq istəyirsizsə əşyalara yox, ideyaya bağlanın.
• İki şeyin - Kainat və insan axmaqlığının sonu yoxdur. Amma Kainata gəlincə o qədər də əmin deyiləm.
• İnsanın əsil qiyməti eqoizmindən necə və hansı üsullarla canını qurtarmasındadır.
• Riyaziyyat özünü aldatmağın ən kamil yoludur.
• Avtoritetlərə qarşı nifrətimin cəzası kimi tale mənim özümü avtoritet elədi.
Lətifələr
Bir dəfə Eynşteyndən soruşurlar ki, qadına münasibəti necədir? O- o! deyərək Eynşteyn nisbilik nəzəriyyəsini kəşf elədi.
***
Görüşlərin birində bir qadın rəfiqələrinə öz biliyini nümayiş eitdirmək məqsədilə Eynşteynə sual vermək qərarına gəlir:
- Siz mənə zaman və əbədiyyət arasında fərqi izah edə bilərsinizmi?
Eynşteyn:
- Bilirsinizmi, mənim sizə bunu izah eləməyə zamanım yetsəydi belə sizə bunu anlamaqçün əbədiyyət gərək olardı.

EINSTEIN ALBERT (1879-1955) Hələ kiçik yaşlarından Eynşteyn riyaziyyatla maraqlanırdı.12 yaşında olarkən oçyeni dərs ilində keçiləcək yeni fənnlərlə tanış oldu.Bunlardan biri də Həndəsə idi.Dərsliklə ilk tanışlıq onu həmişəlik özüne cəlb etdi.Eynşteyn 6 yaşından skripka çalmağa başlamışdı.Lakin o,uzun müddət ifa etdiyi musiqidən lezzet almamış,yalnız ona verilən dərsləri vicdanla yerinə yetirmişdi.Sonralar o,öz yorğunluğunu skripkada gözəl havalar çalmaqla çıxarmışdır.1905-ci ilin yanvarı idi.İsveçrənin Bern şəhərinin küçələrində kasıb geyimli cavan bir oğlan dalğın halda dolaşırdı.Öz riyazi qabiliyyəti ilə professorları heyran qoyduğu politexnik instutundakı təhsil illəri arxada qalmışdı.İş axtarmağa sərf olunan yarıac-yarıtox keçirdiyi bir neçə ay da arxada idi.Cavan oğlan 4 elmi məqalənin planını fikirləşirdi.Bu dörd məqalə fizikada inqilaba səbəb olacaqdı.20-ci əsrin əvvəlində Nyutonun klassik mexanikası bəzi yeni kəşfləri izah etməkdə aciz idi.Hele böyük rus alimi Lomonosov belə hesab edirdi ki, bütün cisiml

ər atomlardan ibarətdir.Lakin atomlar çox kiçik olduqlarından onları görmək mümkün deyildi.Bu,bəzi alimlərdə atomların varlığına şübhə yaratmışdı.Düzdür,atomların varlığı 1827-ci ildə ingilis botaniki Brounun kəşf etdiyi Broun hərəkəti ilə təsdiq olunurdu.Lakin,bu hərəkət elə nizamsız ve anlaşılmaz idi ki... Eynşteyn bu şübhələrə son qoydu.O,sübut etdi ki,Broun hərəkəti ciddi qanunlara tabedir ve bu qanunlar təkcə atomların real varlığını təsdiq etmir,həm də onların ölçülərini hesablamağa imkan verir.Eynşteynin 1-ci məqaləsi elə bu barədə idi.Fiziklərin rastlıaşdığı digər çətinlik işığın ikili tebiətində idi.Tecrübələrdə işıq özünü bir qayda olaraq dalğa kimi,bəzi hallarda ise ən kiçik hissəckilərdən-kvantlardan və ya fotonlardan ibarət işıq seli kimi göstərirdi.Eynşteyn izah edirdi ki,cismin səthinə düşən işıq kvantları cisimdən başqa hissəcikləri-elektronları çıxarır.Bu məqalə cəmi bir neçə səhifədən ibarət olsa da,alim ve mühendislərə texnikanın səsli kinodan və televiziyadan tutmuş qayri-adi işıq mənbələrinə –lazerlərədək bir çox möcüzələrin yaradılması yollarını öyrədirdi.Bu məqaləyə görə Eynşteynə nobel mükafatı verildi. Lakin üçüncü məqalə Eynşteyni daha çox şöhrətləndirdi.Qaliley və Nyutonun dövründən alimler bilirdilər ki,hərəkət edən arabadan irəli atılan daş geri atılan daşdan sürətlə yerə düşür,çünki birinci halda arabanın sürətinə elavə olunur ikinci halda isə çıxılır.Yerdəki bütün cisimlər bu sadə qanuna tabə olur.Eynşteyn sübut etdi ki, işıq bu qanuna tabe olmur.İşıq sürətinin ölçülməsinə dair alimlərin apardığı tecrübələr istənilən nəticəni vermirdi.Eynşteynin NİSBİLİK NƏZƏRİYYƏSİ adlandırdığı bu nəzəriyyə həll olunmayan bir çox məsələləri həll etdi.Bu nəzəriyyənin əsas müddealarından biri bu idi ki,işıq sürəti həmişə sabit olub,saniyədə texminən 300 min kilometrə bərabərdir.Əgər hər hansı cismin sürəti işıq sürətinə yaxınlaşarsa.onda bu cismin hərəkəti Nyuton qanunlarına yox,Eynşteynin kəşf etdiyi qanunlara tabe olar.Yəni,Eynşteyn sübut etdi ki.Nyuton qanunları heç də hər zaman doğru deyil.Bu nəzəriyyəni başa düşmək çox çetindir.Lakin,hər bir fizik üçün bu nəzəriyyə məktəbli üçün vurma cədvəli qədər vacibdir.Çünki bu nəzəriyyədən elm ve texnikada,məsələn,astrofizikada və yüklü zərrəciklər sürətləndiricilərinin qurulmasında istifadə olunur. Eynşteynin dördüncü məqaləsi cəmi 3 səhifədən ibarət olsa da,bu səhifələr atom enerjisindən istifadə yolunu bəşəriyyətin üzünə açdı.Alimi hələ qabaqda çoxlu çətin tapşırıqlar,parlaq uğurlar,daim inadlı zəhmət illəri gözləyirdi. Eynşteyn faşizmə,müharibəyə nifrət edir,bütün ömrü boyu sülh uğrunda mübarizə aparırdı.Amerikan təyyarəçilərinin yapon şeherleri Xirosima və Naqasakiyə atom bombası atdığı haqqında dəhşətli xəbər eşitdiyi dəqiqələr Eynşteynin həyatında ən ağır dəqiqələr olmuşdur.O,bu hadisədən sonra bu sözləri demişdir:”Mən atom bombasını ona görə kəşf etmədim ki, insanlar bir-birilərini qırsınlar.”Böyük alim arzu edirdi ki,onun kəşfləri adamlara ölüm yox,sevinc və bilik gətirsin.



Albert Einstein Hayatı


20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi. Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi
20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi. Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi

20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görelilik kuramını (diğer adları ile İzafiyet Teorisi ya da Rölativite Kuramı) geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü'nün ve Nobel Komitesi'nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görelilik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)

Einstein 1879 yılında Güney Almanya ’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”

Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.

Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur.

1955′te hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı“, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik" alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi ya bilinmeyen dünyası… Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünme fırsatı buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu vedeğerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerj Avogadro sayısının isine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.

1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi. Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. 1. Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa ile evlenmiştir.

Birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921′de Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.

Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı.
Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.
Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Hans, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytecnic’te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oğlu Hans yanında bulunmuştur.
Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümunden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktaydı.

BULUŞLARI

Einstein'ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görelilik (1905);
Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.
İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: "Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar." demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken "Neden Sosyalizm?" adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.